SON DAKİKA :
Ahi Orisyad

‘’ŞEMSİYE’’ DEYİP GEÇME !

14 Ekim 2017 Cumartesi, 13:39

Şemsiye, yüz yıllar önce, kralların, başrahiplerin, soyluların beyaz tenleri güneşten kararmasın diye kullandıkları özel bir eşyaymış.  Yapımında yaprak ve papirüslerin kullanıldığı şemsiyenin kullanımı Eski Yunan kültüründe de görülmüş. Şemsiyeyi yağmura karşı kullanmayı ilk akıl edenlerin Çinliler olduğu sanılıyor.  Çinliler kâğıttan yaptıkları ve güneşli günlerde kullandıkları şemsiyeleri reçineyle kaplayarak su geçirmez hale getirmişler.  Suya karşı pek dayanıklı olmasa da, saygınlık nesnesi olan şemsiyeler soylular tarafından sevilerek kullanılmaya başlanmış. 16. yüzyıl sonlarında batı dünyasında yaygınlaşan şemsiye; Fas’lı Gezgin ve Yazar Janas Hanway tarafından Londra’da kullanılarak aksesuarın tanınması sağlanmış. Bu süreçte İngiliz burjuvazisi tarafından “Hanway” olarak adlandırılmış.

İlk zamanlarda bir çeşit yağla kaplanarak su geçirmezliği sağlanan şemsiyeler, çok dayanıklı olmamakla birlikte giderek kullanımının artmasıyla daha dayanıklı modeller üretilmeye başlanmış. Seri üretimine 1830 yılında Londra’da “James Smith and Sons” şirketinde başlanan şemsiyelerin saplarının yapımında balina kemiği ve ahşap tercih edilmiş. 1852’de Samuel Fox adlı bir üreticinin çelik tel kullanmasıyla değişik modellerin üretimine başlanmış. Bu süreçte şemsiyeyi bir kadın eşyası olarak gören erkekler ise ıslanmaya devam ediyormuş. Neyse ki, Londralı Jonas Hanway, tüm alaylara rağmen şemsiyeyle dolaşmakta ısrar etti de, erkekler yağmurda ıslanmaktan kurtulmuş.

Türkiye’de ise ilk örnekler ülke dışından getirilen şemsiyelerin kullanımıyla olmuş. 1882 yılında İstanbul’da yaşayan Robenson adlı bir İngiliz’in üretime başlamasıyla ilk yerli yapım şemsiyeler de kullanıma girmiş. Bugün dünyada, çeşitli modelleri, boy ve renkte olanları bulunan şemsiyeler, değişik yay mekanizmaları aracılığıyla açılıp kapanan, manuel, yarı otomatik ve tam otomatik modeller içermektedir.

Tribün Gazetesi olarak bu haftaki sayımızda ‘ Şemsiye Diyerek Geçme’’ dedik ve şemsiyeci Kaya Işıklı ’ya ‘ Kaliteli bir şemsiye nasıl olmalıdır. ‘’ diye sorduk. Kaya Bey’e teşekkür ediyoruz ve şemsiyeler hakkında ilginç bilgilerde edindiğimiz röportajımızı siz değerli okurlarımız ile paylaşıyoruz.

Soru- Sizi tanıyabilir miyiz?

K.I. : Ben Kaya Işıklı. 40 yıldır bu mesleğin içindeyim. Bu meslek benim dayı mesleğim. İlkokul çağlarımda zaman zaman dayımın yanında çıraklık yapıyordum. Gel zaman git zaman derken dayım bir gün rahatsızlanınca mesleğine devam edemedi ve o günden sonra onun yerine bu mesleği ben devam ettirmeye başladım.

FİYAT’ KALİTEYİ TEMSİL ETMEZ

Soru- Kaya Bey, malum artık kış aylarındayız ve yağmur heran kapımızda. Özellikle Karadenizli olunca şemsiye yanımızdan ayıramadığımız bir aksesuarımız haline geliyor. Şemsiye alırken genellikle ürünü uzun süre kullanabilmekten ziyade ucuz ucuz olmasına dikkat ediyoruz ve durum böyle olunca da açıkçası iki gün sonra tekrar bir şemsiyecinin kapısında kendimizi bulabiliyoruz. ‘Ben bu şemsiyeyi aldım ve uzun yıllar kullanabilirim.’ demek için şemsiye alırken nelere dikkat etmeliyiz? Kaliteli bir şemsiye nasıl olmalıdır?

K.I. : Şemsiyenin kaliteli olduğunu satan anlayamayabilir ama kullanıcılar az çok anlayabiliyor. Ben meslek olarak şemsiye konusunda işin piriyim dersem doğru olur mu bilmiyorum ama ürünü görünce kaliteli olup olmadığını anlayabiliyorum. Bu fiyatla alakalı bir durum değil. Bir örnek üzerinden anlatmam gerekirse; bir hafta önce müşterimin biri şemsiyesini tamir ettirmek için geldi ve şemsiyenin tamir ücreti 20 lira. Ben de, ‘’ bunun tamir ücreti 20 lira ve yapmaya değmez. ‘’ dedim. Müşterim de bana, ‘’ Ben bunu 200 liraya Zara’dan aldım. ‘’ dedi. Buradan anlamamız gereken bazı markalarım belli fiyatlara sattığı şemsiyeler çok kaliteli garantisine sahip değil. Hiç reklamı olmayan, tanıtımı olmayan birçok şemsiye var. Ürünün kaliteli olup olmadığına dair bir reklam yapmadan sırf marka olduğu için kendini sattıran ürünler mevcut. Markalar normalde şemsiyeci değildir. Kendi etiketini bastırıp ürünü öyle satıyorlar ama sadece şemsiye üzerine kendini adamış firmalar da mevcut.

TEL SAYISINA GÖRE KALİTE BELİRLENMEZ

Soru- Örneğin benim aklımda ‘Tel sayısı fazla olan şemsiyeler daha kalitelidir.’ Şeklinde bir bilgi kalmış. Bu doğru bir bilgi midir? Bu kriter üzerinden ürün seçmemiz doğru olur mu?

K.I. : Hayır, böyle bir standart yok. Mesela 16 tel ya da 24 tel olan şemsiyeler var.  Bu ürünlerin fiyatları 16 lira ile 50 lira arasında değişirken bir de 8 telli şemsiyelerimiz var bunların fiyatları ise 100 liradan başlayabiliyor. Yani ürünün kalitesini tel sayısına göre belirleyemeyiz.

BEYAZ RENKLİ ŞEMSİYELER TERCİH EDİLİYOR

Soru- Peki, şemsiye denilince genelde yağmurlu havalar aklımıza gelir ve yine yağmurlu havalarda dolaplarımızdan çıkarıp yanımızda taşımaya başlarız. Bu doğru evet ama aslında güneşli havalarda da kullanabileceğimiz hatta kullanmamız gereken bir eşya diye düşünüyorum. Burada merak ettiği güneşli ve yağmurlu havalara göre şemsiyenin türü değişmeli midir? Ya da değişiyor mu?

K.I. :   Güneşli havalarda güneşten korunmak için beyaz şemsiyeler tercih ediliyor. Güneşten kaynaklanacak cilt rahatsızlıklarına karşı ve hassas tenler için beyaz, kısa ve baston modelli şemsiyeler genelden kullanılıyor.

TAMİR İÇİN İL DIŞINDAN ŞEMSİYELER GELİYOR

Soru- Aynı zaman da şemsiye tamiri yaptığınızdan da bahsettiniz. Bu konuda biraz bilgi verir misiniz?

K.I. : Evet, şemsiye tamiri de yapıyoruz. Özellikle sattığımız ürünlerde bir sıkıntı yaşandığında ürünümüze sahip çıkıyoruz ve müşterimizi mağdur etmiyoruz. İl dışından tamir için gelen şemsiyeler oluyor. Aslında tamir işi yavaş yavaş kalkıyor. Parça bulma konusunda biraz sıkıntı yaşıyoruz. Geçmişte aldığımız, elimizde stok olarak bulunan malzemeleri kullanıyoruz. Ordu halkı bu konuda titiz ve 3 lira olsun 5 lira olsun tamirini yaptırıyor. Örneğin; Bir buçuk yıl içerinde il dışından 120-130 civarında şemsiye geldi. Kargo ile gönderiyorlar. Durum böyle olunca merak edip kargo ücretlerine baktım ve bu ücretlerin 40 lira ile 60 lira arasında değiştiğini gördüm. Malatya, Konya, Ankara, Eskişehir, Antalya gibi birçok ilden bana sırf tamir için şemsiye geliyor. İstanbul’dan ise bazı fabrikaların yönlendirmesi ile yine tamir için gelen şemsiyeler oluyor. Tamir adı altında Türkiye’de bir iki kişi anca vardır ve bunlardan birisi de benim. Durum böyle olunca ben de Ordu’yu tanıtmak adına il dışından gelen şemsiyelerin hiçbirinden ücret talep etmiyorum.

– Bu anlattıklarınız benim çok ilgimi çekti. Biz olsan ya da kendi adıma konuşmam gerekirse o kadar kargo parası vermek yerine gidip yeni bir şemsiye almayı tercih ederdim sanırım. İl dışından yüksek Mevlalar diyebileceğimiz kargo ücretleri vererek sırf tamir için gelen şemsiyelerin manevi bir değeri olsa gerek. Sizce de öyle mi?

Kesinlikle öyle. Bahsettiğimiz şemsiyeler basit şemsiyeler değil ve kesinlikle manevi değeri yüksek olan şemsiyeler. Bir de şemsiyeden anlayan insanlar genelde tamir ettirmeyi tercih ediyor. Şemsiyeler, önemli bir aksesuar ve kişiyi temsil ediyor.

BÜTÜN ÜRÜNLER ÇİNDEN GELİYOR

Soru- Desenize, şemsiye deyip geçmemek gerekiyor. Peki, Türkiye’de imalatı var mı?

K.I. : Şöyle bir durum var ki artık şemsiyelerin hepsi Çin malıdır. 80’li yıllarda Türkiye’de de çok kaliteli şemsiye imalatları yapılıyordu ancak maliyetlerin yüksek oluşundan dolayı kalktı. Almanya’ya da, Amerika’ya da Çin’den gidiyor. En uygun Çin malı da var, en kaliteli Çin malı da var. Müşteri nasıl istiyorsa firmalar o şekilde ürünler yapıyor. Eskiden Celal Birsen vardır. Reklam yaparak Türkiye’de kendini ispatlayan bir marka olmuştur. Müşterilerimiz zaman zaman hala o markayı sorar.

Soru- Şemsiyeler, zaman içerisinde sanki bir nevi aksesuar amaçlı kullanılmaya başlandı diyebilir miyiz?

K.I. : Evet, kesinlikle böyle bir durum var. İnsanlar çantalarına ya da ayakkabılarına uyacak modeller ve renkler tercih etmeye çalışıyor.

TEMİZ VE TİTİZ KULLANMAK ÖNEMLİ

Soru- En çok hangi modeller tercih ediliyor?

K.I. : Bayanlar genellikle küçük modelleri tercih ediyor. Çantalarında taşıyabilecekleri boyutta şemsiyelere yöneliyorlar.  Yaz kış çantalarında taşıyorlar. Şemsiyelerde şöyle bir durum da var; ebatlar küçüldükçe manuel sistem kullanılıyor. Ebatlar büyüdükçe de otomatik açma sistemine geçilebiliyor. Birde şemsiyeyi uzun süre kullanmak istiyorsanız kalitesinin yanı sıra kullanım şeklide çok önemli. Temiz ve titiz olmaya özen gösterirseniz 10 yıl yakın süre aynı şemsiyeyi kullanabilirsiniz. İnsanlarımız, ‘Şemsiyenin kullanma şekli mi olur? ‘ diyerek çok oldubittiye getiriyor ve aceleci davranıyor ama durum öyle değil. Mesleğim gereği zaman zaman dikkatimi çekiyor; dolmuşa binerlerken bayan ya da erkek olsun dolmuşa girdikten sonra şemsiyesini kapatıyor. Bu sefer şemsiye kırılıyor ya da zarar görüyor. Şemsiyeyi açarken ve kapatırken dikkat etmek gerekiyor. Bazı müşterilerimde şemsiye almaya geldiğinde tercihi bana bırakıyorlar. ‘ Siz hangisini önerirseniz o olsun. ‘’ diyorlar. Benim önerdiğim ürünleri de alıp giderler. Önerdiğimiz şemsiyeleri 13-18 hatta 20 sene kullanan müşterilerim var.

 

ÖZGE ÖZTÜRK/RÖPORTAJ

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Tasarım Tasarım Army Design
viagra al