SON DAKİKA :
Ahi Orisyad

BİZİM SANATIMIZ ARTIK ÇIRPINIYOR

09 Aralık 2017 Cumartesi, 11:59

Yıllardır ekmek mücadelesi veren ayakkabı tamircileri, gelişen teknoloji, piyasaya çıkan ucuz Çin malları karşısında ayakta durmakta zorlanıyor. İnsanlar, 20 lira değerindeki ayakkabının tamiriyle uğraşmak istemeyince ayakkabı tamircileri mesleği bitme noktasına geldi. Yok olmaya yüz tutan birçok meslek gibi ayakkabı tamirciliği de teknolojiye yenik düştü.

Bir zamanların vazgeçilmez mesleği olan ve herkesin işine yarayan ayakkabı tamirciliği, imkânların iyileşmesi ile unutulmaya yüz tutuyor. Yıllarca emek veren ustalar bu mesleği yaşatmaya çalışsa da, artık eskisi kadar rağbet olmuyor. Teknolojinin de ilerlemesiyle artan ürünler, vatandaşlara eskileri tamir ettirmekten daha cazip geliyor. Yenilerini piyasadan çok ucuza bulabilen vatandaşlar artık eskiyen ayakkabılarını tamir ettirmekle uğraşmıyor. Her geçen gün sayısı daha da azalan ayakkabı tamircileri kendilerine ne usta ne de çırak bulabiliyor.

42 yıldır bu mesleği yapan ve çıraklıktan yetişen, mesleği öğrenmek için gece gündüz demeden çalışan Yılmaz Kundura işletmecisi Hekabi Yılmaz’da aynı dertten mustarip. Eskiden sanatkârlara değer verilirdi şimdi ise çırak muamelesi görüyoruz diyen Hekabi Usta, ‘Teknolojiye yenik düştük, hiçbir şey eskisi gibi değil, bizim sanatımız artık çırpınıyor.’’ diyerek özellikle ayak sağlığına önem veren vatandaşlar için önemli bilgilere de değindi. Röportajımızı siz değerli okurlarımız için paylaşıyoruz.

42 YILDIR BU İŞİ YAPIYORUM

Soru- Sizi tanıyabilir miyiz?

H.Y. : Ben, Hekabi Yılmaz. 42 yıldır bu işi yapıyorum. İstanbul’da çırak olarak başladım. Daha sonra Ordu’ya geldim ve yaklaşık 30 yıldır kendi iş yerimde bu mesleği icra ediyorum. Eskiden usta olabilmeniz için 3-4 yıl çıraklık döneminden geçmeniz gerekiyordu. 10 yıl önceye kadar Ayakkabı Dernek Başkan yardımcılığı da yaptım.

ESKİDEN MESLEĞİ ÖĞRENME AŞKI VARDI

Soru- Bu meslek üzerine çırak yetişiyor mu? Sizin dönemlerinizi ile şimdileri karşılaştırır mısınız?

H.Y. : 23 yıldır çırak yetişmiyor. Bizim sanatımız artık çırpınıyor. Eskiden bir ayakkabıcının yâda berberin olsun 3-4 tane çırağı olurdu. Şimdilerde ise teknolojiye yenik düştük. Birde eskiden sanat öğrenmek için ustalara para verirdik. Hangi sanat olursa olsun sanatı öğrenmemiz için bizim büyüklerimiz ustalarımıza para verilirdi. Şimdilerde ise çıraklara haftalık 300 lira versek bile gelmiyorlar. Biz gece saat ikilere kadar çalışırdık. Mesleği öğrenme aşkımız vardı. Ben ise dünyaya bir daha gelsem yine bu işi yaparım. Mesleğimi çok seviyorum. İnsan mesleğini severek yapmalı. Eskiden sanatçıya saygıda vardı, değer görüyorduk. Şimdilerde ise çırak muamelesi görüyoruz. Benim 80li yıllarda 3 tane çalışanım vardı ve benimle beraber 4 kişi bir gecede 32 çift ayakkabı yapıyorduk. Şuanda bir kalfa tek başına 150-200 çift ayakkabı yapıyor çünkü teknoloji var. Eskiden dikişler yapıyorduk şimdilerde yapıştırma var. Ben görüyorum, ayakkabıyı alıyorlar bir iki saat sonra ayakkabı açılmış ve tamire geliyorlar. Aslında illaki dikişe gerek yok. Kullanılan malzeme kaliteli olduktan sonra ayakkabıya hiçbir şey olmaz.

ESKİDEN TAMİR İYE BİR ŞEY OLMUYORDU

Soru- Eskinin ayakkabıları ile şimdinin ayakkabıları arasında ki farklardan bahseder misini? Birde tamir edilemeyen ayakkabı var mıdır?

H.Y. : Eskiden köseli ayakkabılar vardı ve çok dayanıklıydılar. Sıkıştırılmıştı, dizimizde, demirde dövüştürüyorduk. Şimdi onlar bitti. Şimdilerde amirden memura hep spora döndü. Hakiki deri deridir. Şimdilerde imitasyon Çin malı ayakkabılar var. Eskiden tamir diye bir şey olmuyordu şimdilerde bu imitasyon ayakkabılar yüzünden tamir işi çok yayıldı ama tamire değmiyor.  Gerçek deri ayakkabıların hepsi tamir edilir.

ESKİDEN DİKİM İÇİN GİRESUN’A GİDERDİK

Soru- Aynı zamanda ayakkabı tamirinin yanı sıra ayakkabı üretimi de yapıyorsunuz. Rağbet oluyor mu?

H.Y. : Bucak Mahallesi’nde bir arkadaşım ile birlikte yürüttüğümüz atölyemiz var. Yeni ayakkabı le tamir ustası farklıdır. Biz ikisini birlikte yürütüyoruz. Özel siparişler ve tasarımlar yapıyoruz ancak eskisi kadar rağbet yok. Şimdi her şey bulunuyor. Şöyle bir şey var ki dünyada ayakkabı modelini İtalyanlar çıkarır Türkler yapar.  Eskiden ayakkabı diktirmek için Giresun’a giderdik. Şimdi herkesin tamircinin bile makinesi var. Her ne olursa olsun bildiğim tek şey sanatkâra değer kalmadı.

5 MİLYON MANTAR HASTASI VAR

Soru- Birazda ayakkabıların ayak sağlığı açısından önemi hakkında konuşalım istiyorum.  Kalitesiz bir ayakkabının ayaklarımızda yaratacağı sağlık sorunlarından bahseder misiniz?

H.Y. : Bundan 3 yıl önce Türkiye’de ayak mantarı hastalığı yaşayan 5 milyon insan vardı. Devletin buna dur demesi lazım. İmitasyon ayakkabılar giyilecek ayakkabılar değil ama vatandaşın gerçek bir deri ayakkabı almaya gücüde yok. Ben bile bu işin içinde olmama rağmen hem satışını yapıyorum hem de kullanıyorum. Başka çare yok. Vatandaşın tercihi alım gücü açısından imitasyon ayakkabılar oluyor ve benimde açıkçası gerçek bir deri ayakkabı alıp giyecek gücüm yok. İnsan hayatta bir yediğini birde giydiğine dikkat edecek. Naylon bir giysi teninize alerji yapar, imitasyon bir ayakkabı ise ayağınıza koku yapar, mantar üretir. Eskiden mantar hastalığı askerde olurdu şimdi ise herkeste var. Nedeni de bu saydıklarım. Devlet bu 5 milyon mantar hastasını göz önünde bulunduracak ve Çin malı ürünleri memlekete sokmayacak. Bu üzerinde durulması gereken ciddi bir konu. Bizi 70li yıllarda naylon ayakkabımız olurdu ve giyemezdik, giymeye korkardık. Biz bu dönemleri yaşadık. Ben ilkokul mezunuyum. Hocamız bir gün sınıfta tek teke herkese ne ilerde hangi meslekleri yapacağımızı sormuştu. Sıra bana geldiğinde ise ayakkabıcı olacağımı söylemiştim ve bana gülmüşlerdi. Ayakkabıları elime alıp incelerdim. Heves ederdim, nasıl yapılıyor acaba diye merak ederdim ve 42 yıldır ayakkabıcı olarak bu günlere geldim. İsterseniz hamallık yapın ama severek yapın. Önemli olan bu.

YILLARDIR BU BÖYLE

Soru- İşleriniz en çok hangi dönemlerde artıyor?

H.Y. : Kışın kaliteli bir bot alıyorsunuz uzun yıllar giyiyorsunuz. Kış, çok rahat bitiyor. Genelde bizim Ocak, Şubat ve Mart ayları limoni geçer. Yıllardan beri bu böyledir.

ÖZGE ÖZTÜRK/RÖPORTAJ

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Tasarım Tasarım Army Design
viagra al